Bireysel Danışmanlık

Annesini Emziren Çocuklar

21 Ekim 2026 · Semra Tanas

Yaşamın doğal akışına göre "besleyen, kapsayan ve büyüten" tarafta ebeveyn yer alır. Anne/babadan çocuğuna duygusal, fiziksel destek verebilmesini, çocuğunu anlayabilmesini, ihtiyaçlarını görebilmesini bekleriz. Ama bazı çocuklar için durum maalesef farklıdır. Bu çocuklar kendi ihtiyaçlarını bastırarak annesinin/babasının duygusal boşluklarını, yalnızlığını, kaygılarını veya travmalarını doyurmak zorunda kalırlar. Karşımıza "annesini emziren çocuk" olarak gelirler.

Bu durumda roller değişir ve çocuk annesini/babasını emzirmeye başladığında çocuğun hayat nehri tersine doğru akmaya başlar. Erken büyür, ebeveyninin "ebeveyni" veya "duygusal limanı" haline gelir. Böylelikle çocuk, annesinin/babasının acı çektiğini, zorlandığını veya yetersiz kaldığını gördüğünde bilinçdışı bir yük üstlenir. Annesini/babasını her an "doyurmalı" veya iyi hissettirmelidir. Ola ki annesini/babasını anlayamaz, doyuramaz, yeterli olamazsa büyük bir "suçluluk" duyar. Bu, çocuk için aslında çok ağır bir yüktür.

Bu Çocuklar Büyüdüğünde

  • Kendi ihtiyaçlarını dile getirmekten suçluluk duyarlar.
  • Annelerinin/babalarının duygusal durumlarından kendilerini sorumlu tutarlar.
  • "Hayır" demeyi bir yetersizlik, acımasızlık veya bencillik sayarlar.
  • İlerleyen zamanlarda kendi partnerlerine veya çocuklarına verecek duygusal kaynak bulmakta zorlanırlar.

Maalesef en ağır bedeli de annesini/babasını beslemekle meşgul olduğu için sırasını kaçırarak, kendi hayatını yaşamaya, kendi köklerini salmaya fırsat bulamayarak öder. Aile kurmak, mutlu olmak, kendi hayatını kendi belirlemek büyük bir suçluluk olur; o nedenle de kendini hep öteler, ihmal eder.

Sahte Güçlülüğün Ardındaki Yalnızlık

Bu çocuklar dışarıdan bakıldığında sıklıkla "çok olgun, empati yeteneği yüksek, uslu ve sorunsuz" görünürler. Ancak bu erken olgunluk, aslında erken bir yas ve derin bir terk edilmişlik örtüsü barındırır.

Varoluşsal Haklılık Borcu

Çocuk için sevilmenin ve kabul görmenin tek koşulu "faydalı olmak" haline geldiğinde, yetişkinlikte ilişkilerinde ancak "verici" olduğunda güvende hisseder. Alıcı konumuna geçtiğinde ise yoğun bir değersizlik ve kaygı yaşar.

Tersine Dönen Nehrin Yönünü Bulması

İyileşme çoğu zaman; "ben sadece bir çocuktum, o yük benim değildi" diyebilmekten, tutulamayan çocukluk yasını tutmaktan ve nehrin yönünü nihayet kendi geleceğine, kendi köklerine çevirmeye izin vermekten geçer.


Bu yazı Klinik Psikolog Semra Tanas tarafından kaleme alınmıştır.

← Tüm Yazılar
AraWhatsApp