Çift Danışmanlığı

Ayrılık Acısı Yaşıyorum! Ne Yapmalıyım?

1 Ağustos 2017 · Semra Tanas

Var olduğumuz andan itibaren her şeyle her an ilişki içerisindeyiz. Bu her an yaşadığımız ilişki, aslında hayatımızın küçük bir kesitini yansıtmaktadır. İlişkilerimizi değerlendirmek için dönüp baktığımızda yine benzer şeyler yaşamış olduğumuzu fark ederiz. "Neden hep böyle oluyor? Neden hep terk ediliyorum, neden hep aldatılan ben oluyorum, neden hep üzülen ben oluyorum..." diye bir dizi soru geçiririz beynimizden. Her ilişkimiz farklıyken sonuç neden hep benzer olur?

Kendimizden Vazgeçme Döngüsü

Birini sevip değer verdiğimizde onun için bir çok fedakarlık yapabiliriz. Hatta ilişkimizde öyle bir hale gelebiliriz ki 'BEN' diye biri kalmayabilir ortada. Onun için kendiliğimizden vazgeçer, kendimizi yok eder hale gelebiliriz. Sonunda geçmişin hastalıklı gölgeleri bizi yine bulur ve onun için her şeyi yapıyor ve daha da yapmaya hazırken, ilişkinin aslında koptuğu, yakınlık duygusunun azaldığı, farkında olmadan uzaklaşıldığı gerçeği ile yüzleşmek zorunda kalabiliriz.

Kendiliğimizden bu kadar vazgeçilmesine, hep alttan alınmasına rağmen neden bitmişti bu ilişki? "Ben nerede yanlış yaptım? Onsuz ben ne yapacağım?" hemen iç dinamiklerimiz devreye girer ve yine kendimizi suçlamaya, kendimizi eleştirmeye veya geri dönsün diye daha da kendimizden, kimliğimizden, kişiliğimizden vazgeçmeye başlarız.

Hayatımızdan bile vazgeçecek hale gelebilir, hayatın anlamsız olduğunu düşünmeye başlayabiliriz. Sanki tüm güzelliklerin üzerine simsiyah bulutlar çökmüş, dünya kapkara, üzerinde güzelliğin olmadığı, umudun olmadığı bir yer gibi gelir bize. İnsanların mutluluğunu hissetmekte zorlanmaya başlarız.

Peki Neden Bu Kadar Bağlanırız?

Neden bir insana, tek ve gerçek sermayemiz olan hayatımızdan vazgeçecek kadar bağlanır, tüm kimliğimizi kişiliğimizi ona ipotek ederiz? Onun için neden kaldırabileceğimizden fazla derdin, sıkıntının, özverinin, fedakarlığın altına gireriz?

Zamanda geri gidin ve ilişkiniz ilk başladığında daha iyi olacağını düşündüğünüz şeyleri hatırlayın. Umutlarınız neydi? Bu ilişkiden neler bekliyordunuz? Bu ilişki için sınırlarınız var mıydı? Bu ilişki için nelerden fedakarlık yapabilirdiniz?

İnsanlar genellikle partnerlerinin kişiliklerini fark etmeden ilişkiye başlarlar ve zamanla birbirlerini tanımaya başlarlar. O kişinin kendisi için doğru kişi olup olmadığı şüphesiyle başlanılan ilişkiler, belli bir zaman sonra içinde kendilerini ve umutlarını kaybettikleri bir ilişkiye dönüşmeye başlar.

Hayal edilenlerle yaşanılanlar arasında zamanla mesafe gittikçe açılmaya başlamasına rağmen çiftler bunu yok saymayı daha güvenli bulurlar. Yok sayarak, aslında devekuşunun kafasını kuma gömmesi gibi, gerçeklere sadece gözlerini kapattıklarını anlamak istemezler.

Neden Mantığımız Devre Dışı Kalır?

Terk edilen bu kişi arkadaşımız olsa ona mantıklı açıklamalar yapıp, neler yapıp neler yapmaması gerektiğini çok net bir şekilde söyleyebiliyorken, söz konusu kendimiz olduğunda bunu neden yapamayız? Aklımız, mantığımız neden kendi ilişkilerimizde devre dışı kalır?

Bunun çok önemli bir nedeni vardır. Binlerce sıkıntının altında yine bu neden yatar. Kendimizi problemler yumağında mücadele ediyor gibi hissetsek de aslında tek bir problemle savaşırız: sevilme ve ilgilenilme ihtiyacımız.

Evet, her şeyimizden vazgeçecek kadar bağlanmamızın temel nedeni sevilme ve ilgilenilme ihtiyacımızdır. Bu çok derinlerden gelen bir ihtiyaçtır. İlk bağlanma ihtiyacımızın, ilk sevgi ihtiyacımızın, ilk değerlilik ihtiyacımızın, ilk varlığımızın görülmesi ve onaylanması ihtiyacımızın yerinde ve yeterince karşılanmamasından kaynaklanır.

Danışmanlık Sürecinde Fark Edilenler

"Onun benim için doğru insan olmadığını, bana zarar vereceğini, bu ilişkinin beni bitireceğini biliyorum. Ama elimde değil, onu çok seviyorum" diyerek ağlıyordu danışanım. Sevgilisinden gelecek ufacık bir gülümseme için kendine ait ne varsa feda etmeye hazırdı. Onsuz nefes alamadığı, hayatının bir anlamı olmadığını, yaşamak istemediğini söylüyordu.

"Biliyorum siz de bana herkes gibi hayatını mahvediyor, seni kullanıyor, buna değer mi diyeceksiniz" demişti. Hissettiği bu çaresizlikle kime gittiyse herkes ona yaptığının çok yanlış olduğunu, hata yaptığını, vazgeçmeyecek kadar güçsüz olmaması gerektiğini bir sürü delille sunmuş; ona nasihat etmiş, yargılamış, hatta aşağılamıştı.

Danışmanlığa geldiğinde de bu hislerle gelmişti. Ama zamanla fark ettiği şey, danışmanlık sürecinin bu olmadığı idi. İlişkilerinin nasıl bu hale geldiğini fark ettikçe kendine olan değerlilik duygusu giderek arttı ve nasıl sağlıklı, kendini önemli ve değerli hissedeceği bir ilişki kurabileceğini anlamlandırdı. Danışmanlık süreci onun için bir dönüm noktası olmuştu; sorunun kaynağına inip onu kökten çözmeyi başarmıştı.

Çözüm Var

Size sadece acı hissettiren sevilme ve ilgilenilme ihtiyaçlarınızın yarattığı örüntüyü fark etmek istiyorsanız yalnız değilsiniz.

Ayrılık acısı yaşarken kendinizi kaybetmek zorunda değilsiniz. Bu acının kökenlerini anlamak ve sağlıklı ilişki kurma becerilerini geliştirmek mümkün. Profesyonel destek alarak bu süreci daha sağlıklı atlatabilir ve gelecekte daha dengeli ilişkiler kurabilirsiniz.


Bu yazı Klinik Psikolog Semra Tanas tarafından kaleme alınmıştır.

← Tüm Yazılar